diksiyon kursu
boş
Ana Sayfa
Kurumumuz
İçerik
Teşekkürlerimiz
Köşe Yazıları
Kaynaklar
Kendinizi Sınayabilirsiniz
Özel İnsanlarla İletişim
Hayvanlarla İletişim
Sizden Gelenler
Basından
Lütfen İzler Misiniz?
Bir Bilgenin Önerileri
Kitap Galerisi
Sinema ve Tiyatrolar
Kurslar
Dost Siteler
TDK
Dil Derneği
Kimlik Bilgileriniz
Bize Ulaşın
Duyurular
ANKARA
İMKB 100 : 27.989
USD: 1.5285
EURO: 2.085
GBP: 2.2221
EURO / USD: 1.3635
ALTIN: 277.96
"Hayatımda kimseye dilimi çıkartmadım ama Türkçe için canım feda"
TÜRK DİL KURUMU BAŞKANI, TÜRKÇE'Yİ KİRLETENLERE PAZAR VATAN'DA DİL ÇIKARTTI

Reklam Yaratıcıları Derneği'nin "Dilinizden utanmayın" kampanyasını destekliyor musunuz?

Bu tür kampanyaların hepsini kurum olarak destekliyoruz. Zaten kendilerine de bir teşekkür yazısı gönderdik. Türkçe için çalışan herkese hem elimizi uzatır, hem kapımızı açarız.
Sizin fotoğrafınızı kullanmak için bir talep geldi mi?
Hayır, böyle bir teklif gelmedi. Sizin bu haberiniz yayınlandıktan sonra gelebilir belki.

KİMİ İNSANLAR DİLİNDEN UTANIYOR
Sizce "dilinden en çok utanan'lar kimler?
Toplumun büyük bir kesiminde kendi diline yabancılaşma var. Pek çok ülkede radyo ve televizyonların dili örnek teşkil eder. Bizde ise özel kanallar, görüntüsü güzel ama konuşması kötü, söz varlığı kısır, 200-300 kelimeyle konuşan insanları televizyonlara sunucu diye çıkardılar. Bir de harflerden utananlar var. 'Ş'harfini 'eh' diye yazıyorlar mesela. 7G7den utanıyorlar. 'C'nin kaç söylenişi türedi. Bazen 'k'oluyor 'kafe'deki gibi. Bazen 's'oluyor. 'X'ler filan türedi son zamanlarda. Kimi insanlar dilinden utanıyor ama daha kötüsü, bu durumdan en çok Türkçe'nin kendisi utanıyor. Son derece köklü ve güçlü bir dil olan Türkçe bu utancı hak etmiyor.
200-300 kelimeyle konuşan insanlardan bahsediyorsunuz. Hazır işin uzmanını bulmuşken soralım: Türkçe'nin kelime hazinesi ne kadardır?
Bölgesel ağızları, deyimleri filan da eklediğiniz zaman 600 bin kelimeye ulaşır. Türkçe'nin ne kadar büyük bir dil olduğunun ispatıdır bu rakam ve biz ne yapıyoruz? 300 kelimeyle hayatımızı geçiriyoruz.

Kampanya esas itibariyle Türk diline hakim olan yabancı sözcüklere karşı. Bildiğimiz kadanyla bu sizin de en büyük şikâyetlerinizden biri...
Türkçe'nin aslında hiçbir sorunu yok. Türkçe'nin karşı karşıya olduğu sorunlar var. Ve bu sorunların başında da maalesef bu dili konuşan insanlar bulunuyor. Bir takım sözler elbette başka dillere geçecek ama bunun bir ölçüsü olması gerekiyor. Bizde ölçü iyice kaçtı. Bu da sorunlarımızı artırdı. Yazı birliğini bozan olumsuzluklar bunlar. Yabancı kavramları istemiyoruz diyemeyiz. Bizim yaptığımız bu kavramlara Türkçe'nin öz kaynaklarıyla karşılıklar bulmak. Kelimeleri üretip kullanıma sunuyoruz. Ondan sonrasında ise özellikle kitle iletişim araçlarının duyarlılık göstermesi gerekiyor. Önemli olan önerdiğimiz kelimelerin kamuoyunca benimsenmesi.

TDK, DİLİMİZE PEK ÇOK KELİME KAZANDIRDI
Ama bir de şu var: "Gökkonutsal avrat", "tekerçalar" gibi kelimeleri siz gündelik konuşmalarınızda kullanıyor musunuz?
TDK'nm tarihinde hiçbir zaman böyle karşılıklar önerilmedi. Bunlar çeşitli dönemlerde kimi şaka olsun diye, kimi kurum çalışmalarını gölgelemek için çıkarılmış birtakım yakıştırmalardır. Bir de meşhur "ulusal düttürü" vardır mesela. TDK'nm yabancı kelimelere karşılıklar bulma çalışması, kuruluşundan bu yana sürüyor. Bu bizim işimiz. Bugüne kadar, hem de kurum tarafından türetilmeyen birkaç söz hatırda kaldı ama bunun dışında TDK'nm 74 yıllık tarihi boyunca dilimize kazandırdığı pek çok kelimeyi şu anda kullanıyoruz. Basın, uçak, buzdolabı gibi.

KAMPANYANIN "YARATICILARI" REKLAMCILAR
Reklam Yaratıcıları Derneği (RYD) tarafından, 2005 yılının Mayıs ayında başlatılan "Dilinizden Utanmayın!" kampanyasında bugüne kadar 40'ın üzerinde isim "dil çıkarttı". RYD İletişim Koordinatörü Nilay Güngör, kampanyadan haberdar olan insanların da kendilerine "dillerini çıkartmış" fotoğraflar gönderdiğini söylüyor. Kampanya 52'nci haftasında tamamlanacak ve bir yıl boyunca yayınlanan "Dilinizden Utanmayın!" fotoğrafları kitaplaştırılacak. Kitapta, RYD internet sitesine gönderilmiş "dil çıkartmış fotoğraflar da" eklenecek. Güngör; çuvaldızı kendilerine batırmak amacıyla yola çıkmış olsalar da kampanyanın büyük bir ilgiyle karşılaşması üzerine kapsamını genişletme kararı aldıklarını söylüyor.

İKİ KARŞIT GÖRÜŞ
"Sokaktan doğan dilin önünü kimse kesemez"


...Statükoyla değişimin bu kadar güzel savaştığı başka alan yok. Fahri halk musahhihlerinin, 'O kelime öyle yazılmaz, böyle yazılır' türünden fetvalarından elbette yararlanıyorum. Ama yazıda gördüğü her yabancı kelime karşısında tüyleri diken diken olan, gençlerin yarattığı her argo kelimeyi elindeki satırla doğramaya kalkan insanlarla anadilimizin aynı olup olmadığını da merak ediyorum.
***
... Türkçe'ye İngilizce kelimelerin girişinden rahatsız olan insanlara bir şeyi hatırlatmak isterim. Dünyanın egemen dili sayılan İngilizce'nin dil zaptiyeleri de New York sokaklarında konuşulan 'hip hop dilinden' rahatsızlar. Hiç fark etmez. Sokaktan doğan dilin önünü kimse kesemez. Bir bakarsınız müziğinize sızmış. Arkasından sinemanıza. Size de kala kala gazete köşelerindeki dil tabyaları kalmış. Bazen bu tabyaların ağzından kafamı uzatıp şunu söylemek istiyorum. Attila İlhan'ın o müthiş kavramları, İkinci Yeni şiirinin o cıvıl cıvıl kelime oyunları birer dil balesi. Ama Avrupa Yakası'ndaki Selin'in 'Oha oldum'u pespayelik...
***
... Allah'tan artık kimse bu çifte standartlı dil zaptiyelerini takmıyor. Sokak bütün yaratıcılığıyla dile canlılık getirmeye devam ediyor. Türkiye, Türkçe'nin klasik güzelliği ile sokağın yaratıcı canlılığının altın dengesini kuruyor. Bir yandan Orhan Kemal'in 'Cemile'si en çok satanlar listesine giriyor. Öte yandan sokak dili üzerinde dans eden genç insanların filmleri de reyting yapıyor. Çünkü bunlar birbirinin düşmanı değil, tamamlayıcısı.

"Dilimizi yabancı kelimelerin istilasından koruyan her girişimi desteliyorum"

Benim kendime görev bildiğim husus, dil konusunu sürekli gündemde tutmaya çalışmaktır. Dili öğretmeye gücüm yetmez. Ama "Dil Ya resi" adlı köşemde yapmaya çalıştığım, Türkçe'nin doğru kullanımının altını çizmek, konuyu güncel ve gündemde tutmaktır. Zaten konuşurken veya yazarken Türkçe'yi doğru kullanmıyor ve hatalar yapıyoruz. Yapılan yanlışların üzerine bir de kendi dilimizi unutmanın eklenmesini istemiyorum. Bu yüzden de dilimizi yabancı kelimelerin istilasından korumayı amaçlayan, unutulmamasını sağlayan her türlü girişimi gönülden destekliyorum.
Telif Hakkı ©2006 derenay.com.[Eğitim Danışmanlık] Tüm Hakları Saklıdır.

diksiyon kursu
Bilgi Peresi
Google
boş
Bir Saat
boş
Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş.Çocuk babasına" baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?" diye sormuş.Zaten yorgun gelen adam "bu senin işin değil" diye yanıtlamış.Bunun üzerine çocuk" babacığım lütfen bilmek istiyorum" diye yanıt vermiş.Adam,"illaki bilmek istiyorsan 20 dolar" diye yanıt vermiş.Bunun üzerine çocuk, "peki bana 10 dolar borç verir misin" diye sormuş.Adam iyice sinirlenip "benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok,hadi derhal odana git ve kapını kapat" demiş.Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmış.Adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünmüş.aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş,belki de gerçekten lazımdı.Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış.Yatağında olan çocuğa "uyuyor musun?" diye sormuş.Çocuk "hayır" diye yanıtlamış."Al bakalım istediğin 10 doları,sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" demiş.Çocuk sevinçle haykırmış "teşekkürler babacığım".Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış adamın suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış,bunu gören adam iyice sinirlenerek "paran olduğu halde neden benden para istiyorsun,benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" demiş.Çocuk,"ama yeterince yoktu" demiş ve paraları babasına uzatarak "işte 20 dolar.BİR SAATİNİ BANA AYIRIR MISIN?" demiş...