diksiyon kursu
boş
Ana Sayfa
Kurumumuz
İçerik
Teşekkürlerimiz
Köşe Yazıları
Kaynaklar
Kendinizi Sınayabilirsiniz
Özel İnsanlarla İletişim
Hayvanlarla İletişim
Sizden Gelenler
Basından
Lütfen İzler Misiniz?
Bir Bilgenin Önerileri
Kitap Galerisi
Sinema ve Tiyatrolar
Kurslar
Dost Siteler
TDK
Dil Derneği
Kimlik Bilgileriniz
Bize Ulaşın
Duyurular
ANKARA
İMKB 100 : 27.989
USD: 1.5285
EURO: 2.085
GBP: 2.2221
EURO / USD: 1.3635
ALTIN: 277.96
NEWSWEEK’te (Mart 7, 2005) ana konu dil üzerine olunca elbet ilgimi çekti. Derginin kapağındaki soru şuydu:

‘Who Owns English?’

Yani; ‘İngilizce kimin?’

İçerdeki ‘Kraliçe’nin İngilizcesi değil’ başlığı (Not the Queen’s English) İngilizce’nin küresel (global) bir dil olduğu oranda değiştiğini, İngiltere’de konuşulan, telaffuz edilen dilin yabancılar tarafından değiştirildiğini örneklerle belgeliyordu.

British Council’ın raporundan alınan rakamlar, İngilizce’nin gittikçe daha çok öğrenilen bir dil durumuna geldiğini gösteriyor.

Gene raporda belirtildiğine göre; Karakas’tan (Venezüella’nın başkenti) Karaçi’ye (Pakistan) kadar aileler, çocuklarını İngilizce eğitim yapan okullara gönderiyorlar.

Tunus’tan Türkiye’ye kadar hükümetler, yönetimler İngilizce öğrenilmesini destekliyorlar.

Çin, gerek 2008 Olimpiyatları, gerek Dünya Ticaret Örgütü ile anlaşma yaptığından burada İngilizce öğrenmek bir salgına dönüşmüş.

Peki konuşulan, kullanılan İngilizce ne durumda?

* * *

DAİRE İÇİNDE İNGİLİZCE’yi gördüğümde, şeklin yazıdan çok daha etkileyici biçimde durumu gösterdiğini fark ettim.

Dairenin ortasında Dünya İngilizce Standardı yazıyor.

British English bölümü de kendi içinde bölümleniyor. Diğerleriyle karşılaştırdığınızda çok küçük bir oran.

Ulusların hançereleri arasındaki farktan doğuyor telaffuz farkları. Bir İngilizce öğretmeninin saptamaları bu değişmezliği yansıtıyor.

Asyalılar bir türlü ‘th’yi telaffuz edemiyorlar, saatler harcamalarına rağmen ‘thing’ yerine ‘sing’ ya da ‘ting’ diyorlar; böylece birçok yerde, özellikle hava iletişiminde ‘three’, ‘tree’ olarak kullanılmaya başlanmış.

Peki Standard English nedir?

Bu sorunun pratik cevabını bulmuşlar:

Standard English, yabancıların konuştuğu İngilizce’dir.

Yazıyı Hilmi Yavuz’la konuşurken bana bir anısını aktardı. 1965 yılında bir spiker BBC’de sürç-i lisan edince, The Times Gazetesi’ne 20.000 protesto mektubu gelmiş.

Berlin Filarmoni Orkestrası’nın yeni şefi Simon Rattle da Almancasını ilerletmek için Alman gazetelerini okuyormuş (Gramophone. April. The Biggest... Last,s.27). Konuştuğu dili de Liverpudlian German (Liverpool Almancası) olarak nitelendiriyor.

Bindiği taksinin şoförü; ‘Almancanız fena değil ama aksanınız korkunç!’ demiş. Almanca ve İngilizce’yi karıştırmış. Fakat ona, ‘Şakalarını gene İngilizce yap!’ diyorlarmış.

* * *

KRALİÇE’NİN İNGİLİZCESİ yok oldu, ya İstanbul Türkçesi. Bir kaybın ardından üzülmeyi de yarına bıraktım.
Telif Hakkı ©2006 derenay.com.[Eğitim Danışmanlık] Tüm Hakları Saklıdır.

diksiyon kursu
Bilgi Peresi
Google
boş
Bir Saat
boş
Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş.Çocuk babasına" baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?" diye sormuş.Zaten yorgun gelen adam "bu senin işin değil" diye yanıtlamış.Bunun üzerine çocuk" babacığım lütfen bilmek istiyorum" diye yanıt vermiş.Adam,"illaki bilmek istiyorsan 20 dolar" diye yanıt vermiş.Bunun üzerine çocuk, "peki bana 10 dolar borç verir misin" diye sormuş.Adam iyice sinirlenip "benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok,hadi derhal odana git ve kapını kapat" demiş.Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmış.Adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünmüş.aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş,belki de gerçekten lazımdı.Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış.Yatağında olan çocuğa "uyuyor musun?" diye sormuş.Çocuk "hayır" diye yanıtlamış."Al bakalım istediğin 10 doları,sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" demiş.Çocuk sevinçle haykırmış "teşekkürler babacığım".Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış adamın suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış,bunu gören adam iyice sinirlenerek "paran olduğu halde neden benden para istiyorsun,benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" demiş.Çocuk,"ama yeterince yoktu" demiş ve paraları babasına uzatarak "işte 20 dolar.BİR SAATİNİ BANA AYIRIR MISIN?" demiş...