Julian Beever'den yeni tebeşir çizimleri. Sayfayı aşağı kaydırırken her resme dikkatlice bakın. İnanılmaz!!!!!
Julian Beever İngiltere, Fransa, Almanya, ABD, Avustralya ve Belçika'da kaldırımlar üzerinde yaptığı çalışmalarıyla ünlü bir sanatçıdır. Çizimlerine şaşırtıcı bir üç boyutlu göz yanılması katmaktadır.
Bir tüccar Mutluluğun Gizi'ni öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin
yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonra, sonunda bir
tepenin üzerinde bulunan güzel şatoya varmış. Söz konusu bilge burada
yaşıyormuş.Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman, girdiği salonda
hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor, insanlar bir
köşede sohbet ediyor, bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış.Delikanlının ziyaret nedenini açıklamasını dikkatle
dinlemiş bilge.ama Mutluluğun Gizi'ni açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş
ona. Gidip sarayda dolaşmasını, kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini söylemiş 'Ama, sizden ricada bulunacağım,' diye eklemiş, delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvıyağ koymuş. 'Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz.'Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya başlamış, gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış.'Güzel, demiş bilge, peki yemek salonumdaki Acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvanbaşının yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanemdeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?'Utanan Delikanlı hiç birey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış.Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış,başka bir şeye dikkat edememiş.Öyleyse git, evrenin harikalarını tanı,' demiş ona bilge. 'Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin.' İçi rahatlayan Delikanlı kaşığı alıp Sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez, duvarlara asılmış, tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş.Bahçeleri, çevredeki dağları, çiçeklerin güzelliğini, bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce, gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış. 'Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?' diye sormuş bilge. Kaşığa bakan Delikanlı, iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş.'Peki,' demiş bunun üzerine bilgeler bilgesi/sana verebileceğim tek öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir, ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan.' ...Bir çoban gezmeyi sevebilir, ama koyunlarını asla unutmaz.