diksiyon kursu
boş
Ana Sayfa
Kurumumuz
İçerik
Teşekkürlerimiz
Köşe Yazıları
Kaynaklar
Kendinizi Sınayabilirsiniz
Özel İnsanlarla İletişim
Hayvanlarla İletişim
Sizden Gelenler
Basından
Lütfen İzler Misiniz?
Bir Bilgenin Önerileri
Kitap Galerisi
Sinema ve Tiyatrolar
Kurslar
Dost Siteler
TDK
Dil Derneği
Kimlik Bilgileriniz
Bize Ulaşın
Duyurular
ANKARA
İMKB 100 : 27.989
USD: 1.5285
EURO: 2.085
GBP: 2.2221
EURO / USD: 1.3635
ALTIN: 277.96
Duygusal zekanın geliştirilmesi işine çocuklarımızdan başlayalım ki,sağlıklı iletişim kurabilen ,kendileri de mutlu olan ,başkalarını da mutlu eden bireyler kazandıralım topluma.
Çocuklarımızla birlikte kitap okuyarak,masal ya da roman kahramanına dikkat çekip;ona ne hissettiğini sorabiliriz.Olay-duygu arasındaki bağlantıyı kurdurmaya çalışabiliriz.
Bizim iyi bir model olmamız,sözlerimizin öğrenilmesi kadar,davranışlarımızın da öğrenildiğinin nedenidir.
Şu duygularımızın özellikle farkındaysak;Sezgilerimiz,güven duygumuz,güvenilir olmamız,doğruluğumuz,dürüstlüğümüz,yapıcılığımız,etkili karar alma becerimiz,problem çözme becerimiz,etkili liderlik özelliklerimiz...bu güçlerimizi artırabiliriz.
Duygularımızdan kaçmak yerine,duygularımızın dilini anlamaya çalışmalıyız.
Duygusal zeka,yaşla birlikte artıyor.Psikolojik kapasitemiz önemli.Bunun bir kısmı doğuştan gelir,bir kısmı deneyimle kazanılır.Herkes öğrenebilir.Beceri ve yeterlik karışımıdır.
*Yaşamda daha mutlu olmak
*Çevremizdeki insanların daha mutlu olmalarını sağlamak duygusal zekamızı geliştirmek için yeterli bir neden değil midir sizce?
Duyguyu yönlendiren aile,çocuklarının kendi duyguları hakkında fazla şey öğrenmesini ve duygularıyla büyümesini sağlar.
Duyguyu ikinci plana atan aile çocukların duygularıyla yoğunlaşana dek ilgilenir,sonra üstesinden gelmelerini söyler.
Duygular bedenimizle çok bağlantılıdır.Aralarında iki yönlü bir ilişki vardır.Ruh halimiz bedeni etkiler.Bedenle yapılanlar da duyguları etkiler.
Mutsuz kişinin bedenini taklit ettiğimizde ,kendimizi mutsuz hissederiz.Tersini yaptığımızda da mutlu hissederiz.Bu demektir ki;duygularımızı farklı düşünerek ve farklı davranarak değiştirebiliriz.Çünkü bu bizim denetimimizdedir.
Düşüncenin dili konuşma ve yazmadır.
Duyguların dili beden dilidir.
Bizi birey olarak diğerlerinden farklı kılan duygularımızdır.
Toplum bizi,aynı alışkanlıkları sürdürmeye,aynı kıyafetleri giymeye,aynı düşünceleri paylaşmaya zorluyor da olsa;hiç kimse ,iki kişiyi aynı şekilde hissetmeye zorlayamaz.
Bizleri farklı yapan;alışkanlık,giysi,davra- nış,iş,beden dili değil,duygularımızdır.Duygular kendimizle ilgili bilgi verir.Karar için yardım eder.
Duygularımızın yaşantımızda çok önemivar.Önemsiz bir sözcük,jest,mimik,koku vb.kendimizi iyi ya da kötü hissetmemizi sağlar.Bizi birdenbire değiştirebilir.
Örneğin;küçük kızınızın odasındangelen çarpma sesisizi korkuturken,kızınızın hemen yanınıza galip 'ben acıktım' demesi de sizin kendinizi iyi hissetmenizi sağlar.
Önemli olan şudur:Günlük yaşamımızda çok iniş çıkış yaşarız.Burada yapılması gereken,duygularımızın değişimlerini sürekli kontrol edebilmektir.Bu bir beceridir.Gelip geçici değil de,özellikle tekrarlayan davranışları etkileyen davranışları etkileyen duyguları kontrol edebilmek önemlidir.
Çocuğun sinirlenmesine,anne-baba da sinirlenirse ,tepki verirse veya çocuğu suçlarsa;böyle ortamda büyüyen çocuk yaşadığı duyguların kabul edilmediğini hissedip,doğal olarak gelişen duygularıyla ilgili suçluluk ya da korku duyacaktır.Oysa çocuğa ,yaşadığı duyguların doğal olduğu,ancak bu duyguları kaba ve kötü davranışlarla ifade etmenin yanlış olduğu mutlaka anlatılmalıdır.
Arkadaşı tarafından oyuncağı alınan çocuğun sinirlenmesi doğaldır.Ancak oyuncağını geri almak için arkadaşına vurması doğru değildir.Yani burada çocuğun yaşadığı duygu değil de,davranış yanlıştır.Bu durumda anne-baba veya kardeşin,çocuğun duyguları karşısındaki davranış şekli,çocuğun duygulara bakış açısını etkileyecektir.
O halde "kızgınlığın sizi değil,sizin kızgınlığınızı" idare etmeniz dileğiyle...Sevgilerimle...
Telif Hakkı ©2006 derenay.com.[Eğitim Danışmanlık] Tüm Hakları Saklıdır.

diksiyon kursu
Bilgi Peresi
Google
boş
Hata bulmak kolay hata düzeltmek zor
boş
Hindistan'da çok ünlü bir resam varmış... Herkes bu resamın yaptılarını kusursuz kabul edecek kadar beğenirmiş... Ve onu "Renklerin Ustası" anlamına gelen Ranga Çeleri olarak tanışa da; kısaca Ranga Guru derlermiş...Onun yetiştirdiği bir ressam olan Raciçi ise artık eğitimini tamamlamış ve son resmini yaparak Ranga Guru'ya götürmüş ve ondan resmini değerlendirmesini istemiş... Ranga Guru ise;- Sen artık ressam sayılırsın Raciçi.. Artık senin resmini halk değerlendirecek diyerek resmi şehrin en kalabalık meydanına götürmesini ve en görünen yerine koymasını istemiş. Yanına da kırmızı bir kalem koyarak halktan beğenmedikleri yerlere çarpı koymalarını rica eden bir yazı bırakma-sını istemiş. Raciçi denileni yapmış... Ve birkaç gün sonra resme bakmaya gittiğinde görmüş ki, tüm resim çarpılar içinde ve neredeyse görünmüyor... Çok üzülmüş tabii. Emeğini ve yüreğini koyarak yaptığı tablo kırmızıdan bir duvar sanki.. Alıp resmi götürmüş Ranga Guru'ya ve ne kadar üzgün olduğunu belirtmiş. Ranga Guru üzülmemesini ve yeniden resme devam etmesini önermiş. Raciçi yeniden yapmış resmi ve ge¬ne Ranga Guru'ya götürmüş. Tekrar şehrin en kalabalık meydanı-na bırakmasını istemiş Ranga Guru... Ama bu defa yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde yağlı boya, birkaç fırça ile birlikte... Ve yanına insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı ile birlikle bırakmasını istemiş. Raciçi denileni yapmış... Birkaç gün sonra gittiği meydanda görmüş ki resmine hiç dokunulmamış, fırçalar da, boyalar da kullanılmamış.. Çok sevinmiş ve koşarak Ranga Gu-ru'ya gitmiş ve resme dokunulmadığını anlatmış. Ranga Guru ise; Sevgili Raciçi, sen birinci konumda insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşı-laşılabileceğini gördün... Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı... Oysa ikinci konumda onlardan hata¬larını düzeltmelerini istedin, yapıcı olmalarını istedin... Yapıcı olmak eğitim gerektirir... Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye kalkmadı, cesaret edemedi... Sevgili Raciçi mesleğinde usta olman yetmez, bilge de olmalısın... Emeğinin karşılığını, ne yaptığından haberi olmayan insanlardan alamazsın... Onlara göre senin emeğinin hiçbir değeri yoktur... Sakın emeğini bilmeyenlere sunma ve asla bilmeyenle tartışma... demiş...