Ş.A)Yılların eğitimcisisiniz. Eğitimde doğru, güzel, etkili konuşmanın önemi nedir sizce?
O.A)Ülke olmanın,devlet olmanın ön koşullarından biri dildir.Her ülkenin ,kendi dilini korumada ne kadar katı davrandıklarını da bilmekteyiz.Öyleyse özgürlüğümüzü kaybetmemek adına kendi dilimizi korumalı ve doğru,güzel,etkili konuşmanın da farkında olmamız gerektiğini bilerek dilimize sahip çıkmalıyız.
Ş.A)Çok dikkatli, doğru ve özenle konuşuyorsunuz.Böyle olabilmeyi nasıl sağladınız?
O.A)Dilimizi bozan her türlü yeni yaklaşımlardan,yanlış sözcüklerden ve cümle kalıplarından kaçınarak.Ayrıca düşünerek,neyi değil nasıl anlatmamız gerektiğinin önemini prensip edinerek sağlamaya çalışıyorum.
Ş.A)Doğru,güzel,etkili konuşma konusunda hala kendinizi geliştiriyor musunuz?
O.A)Bu konuda özel zaman ayırmak gerekiyor.Elde ettiğimiz bu beceriyi korumaya çalışarak,güzel dilimizin sahiplenilmesinin sağlanması mücadelemizi devam ettirmeye çakışıyorum.
Ş.A)Doğru,güzel,etkili konuşma kurslarıyla ilgili görüşünüzü ve önerinizi alabilir miyim?
O.A)Dilimize sahip çıkma tutarlılığını öğrencilerimize kavratmamız gerektiğini, Türkçe Öğretmenlerinin desteğini alarak başarmamız gerekir. Her türlü sonucu etkileyen Türkçe derslerimizi güzel konuşma konularıyla desteklemek gerekir.
Ş.A)Bu güzel söyleşi için teşekkür ederim. O.A) Bende teşekkür ederim.
Ş.A.)'Elde etmek istediği şey için tüm gücüyle savaşan bir çocuğun arkadaşlarıyla kurduğu edebiyat içerikli iletişim kurma amaçlı bir site' divitt.net.
Siz bu sitenin kurucusu olarak; duygularınızı 'doğru, güzel, etkili' biçimde ifade edebilmenin kararını nasıl aldınız?
M.K.) ... divitt.net'i bir proje olarak düşünüyorum. İnsanların, şiirlerini, öykülerini, yazılarını yayınladıkları bir sitenin ötesinde, okuyan ve/veya yazan insanların birbirleriyle yaşamın her boyutu üzerinden iletişim kurabilecekleri bir platform olarak düşündüm. divitt.net ve ana sitemiz olan elelebizbize.com bu amaca hizmet amaçlı kurulmuş sitelerdir. divitt.net bu projenin edebiyat açılımıdır. Hayatı ciddiye alan insanlardan ulaşabildiklerimizin buluşmasını istediğim için kurdum. Benim "yaşadım" ve "yaşattım" demek istediklerimin bir yansımasıdır bu siteler. Tıpkı Nazım'ın dediği gibi:
Bu dünya soğuyacak günün birinde, hatta bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için...
Ş.A) Sizce şiir veya öykü yazarken; doğru, güzel, etkili konuşma becerisinin rolü var mı?
M.K.) ...Elbette var, bunların hepsi sağlıklı, nitelikli iletişim için değil mi? Konuşurken sergilenen nitelik yazılanlara da yansıyor elbette ki. Kullanılan sözcüklerin dikkatli seçimi, etkisini gösterebilmek için doğru yerlerde kullanımı, doğru sıralama. Verilmek istenen mesajın doğru adrese doğru biçimde verilebilmesi dikkat gerektiren, özen gerektiren bir hassasiyettir değil mi? Konuşarak bir durumu anlatırken en doğru anlatımı yakalamak için bulduğunuz çözümlemeler yazıya da yansıyor.
Ş.A) Şiirlerinizi seslendirmeyi düşündünüz mü?
M.K.) ...Evet düşündüm, sadece kendi şiirlerimi değil, önemsediğim şairlerin şiirlerini de seslendirmek istiyorum. Ama bu çok farklı bir kulvar. Zamana bırakmak lazım gerekli kıvama gelebilmek için.
Ş.A) Kişilerin 'neyi değil, nasıl söylemeleri gerektiği' konusunda, şiirlerinizdeki kadar güzel ifadelerle konuşabilmenin yolu nedir?
M.K.) ...Samimiyet, içtenlik. Samimi olduğunuzda, içten olduğunuzda gerekli edebi estetiği yakaladığınızda söylemek istedikleriniz dökülüveriyor. Bunlar olmadığında zaten sırıtıyor. Söylenenlerin sizden olmadığı hissediliyor.
Ş.A) Şive,ağız bizim zenginliğimizdir ve pek çok ağız var.Örneğin Adana ağzı,İç Anadolu ağzı,Ege ağzı vb.Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşayan insanlar olarak ortak ağız olan 'İstanbul Ağzı'nın' da doğru bilinip uygulanabilmesi için sizce neler yapılabilir?Önerileriniz?
M.K.) ...Doğru örneklerin sayısını arttırarak ve bunu doğru biçimlerde sunarak istenilen kaliteye ulaşılabilir. Yazılı ve görsel projelere ve proje sahiplerine çok iş düşüyor. Tabii ki bu kaygıları olan proje sahiplerine çok iş düşüyor. Belki de bu kaygıları taşıyan proje sahiplerini daha çok cesaretlendirmek gerek.
Ş.A) Sitenizde; duygularını bu denli güzel ifade edebilen, sanatçı ruhlu, edebiyat aşığı kişileri sadece güzel ve anlamlı paylaşımlar için nasıl bir arada tutabiliyorsunuz?
M.K.) Arkadaşlarıma ne istediğimi iyi anlatabildiğimi düşünüyorum. Onlar da "evet seninle birlikte olmak bizim için anlamlı, istediklerini paylaşıyoruz" dedikleri için benimle birlikteler.
Ş.A) Son olarak,üslubunuz hakkında ne düşünüyorsunuz?Doğru,güzel ,etkili konuşma alanında kendinizi hangi düzeyde kabul ediyorsunuz? Bu alanda kendinize yönelik yapmak istediğiniz nedir?
M.K.) ...Çok dinlerim ve çok okurum. Kendime sen şuradasın diyemiyorum. Öyle bir an geliyor ki "evet iyisin" diyebiliyorum kendime. Ama bazen de çok güzel örneklere rastladığımda o rastladığım kadar olmalıyım diyorum. Geçmişi çok okurum. Sahaflardan eski edebiyat dergilerini toplarım. Popüler üretimlere ilgim azdır. Geçmişimizin üzerine çok çıktığımızı düşünmüyorum.
Ş.A) Bu güzel söyleşi ve değerli bilgiler için teşekkür ederiz.
M.K.) ...Bu anlamlı söyleşi için kendi adıma ve arkadaşlarım adına ben de teşekkür ederim.
ŞA)Sayın Şaylıman.Yılların gazetecisisiniz.Böyle bir meslekte doğru, güzel ,etkili konuşmanın önemiyle ilgili ne dersiniz? FŞ)Elbette yayıncılıkta doğru ve etkili konuşmak son derece önemli. İzleyici etkilendiği ölçüde bakar ve sahip çıkar. Ama...eğer o konuşmaların arasına sinmiş yapaylığı, soğukluğu hissederse konuşma ne kadar etkili olursa olsun birlikte yolculuk uzun sürmez. Her işin temel kuralı inanarak yapmak üzerine kuruludur. Ben ne söylediysem önce inanarak söyledim. Bunu karşıya iletmek son derece önemli. İzleyici içtenliğe inanıyorsa herşey daha kolay yürüyor.
ŞA)Bu alanda; 'en iyi tarafımdır' dediğiniz durumunuz nedir? FŞ) Ben 1980'de SBF BYYO'dan mezun oldum. Ben Mümtaz Soysalların, Türkkaya Ataövlerin, Bahri Savcıların, Emin Özdemirlerin, Alpaslan Işıklıların öğrenciyim. Öğretilenlerin harfini boşa harcamadım. O nedenle en iyi tarafım, Türkiye'nin bağımsızlığını, geniş kitlelerin özgürlük ve demokrasi tutkusunu dile getiren inatçı tavrımdır. Kendini öksüz hisseden izleyiciye anne sıcaklığını aratmayacak bir içtenlikle hep bunu verdim. En iyi tarafım bu.
ŞA)Yeni gazetecilere ve televizyonculara bu alanla ilgili önerileriniz var mı? FŞ)Onların hayatı bizden daha zor. 1992'de özel televizyonlar birbiri ardına patladığında bu mesleğin çalışanları rahatlıkla iş bulabiliyordu. Şimdi genel sürecin devamı olarak kuşatılmışlık baskısı medya alanında kendini inanılmaz boyutlarda hissettiriyor. Orman kanunları söz konusu. Medya siyasi iktidarların arenasına dönüştü. Mesleğe yeni girmeye hazırlananlara umutlarını yitirmemelerini, inandıkları düşüncelerden geriye adım atmamalarını istiyorum. Direnin.
ŞA)Çalıştığınız ortamlarda Türkçe veya güzel konuşma ne durumda? FŞ) 1980'de askeri darbe toplumu 20 yıl geriye attı. Bu arada dilimizde özünü kaybetme tehlikesiyle karşılaştı. Dil, toplumsal çalkantılarla iç içe yaşar. 80 öncesinin dilde yenileşme çabalarını, Türkçeye katılan sözcükleri anımsayalım. Kenan Evren cuntası toplumun üzerinden silindir baskısıyla geçerken, dilimizi de kesti, biçti. Şimdi benim çalıştığım ortamda kaç kişi güzel Türkçeyle konuşuyor sorusuna vereceğim en iyi yanıt şu: Türkçe kalmadığına göre geriye garip, kulakları tırmalayan bir dil beliriyor. Üstelik bizler çok zamandır 'ortak dilini' yitirmiş bir toplum değil miyiz?
ŞA)Bu alana katkınızın olması açısından bireysel olarak neler yapmayı dilersiniz? FŞ)Bilemiyorum. ŞA)Yine bu alandaki eğitimlerden haberdar mısınız ve bu çalışmaları yeterli buluyor musunuz? FŞ)Bilmiyorum.
ŞA)Doğru,güzel,etkili konuşma (diksiyon)ve iletişim becerileri alanında önereceğiniz kitaplar var mı? FŞ)Bilmiyorum.
ŞA)Son olarak;'Yazar'sınız ve kitap yazarken içerik kadar üslubunuza,kullandığınız dile ,etkileme becerinize nerelerden destek buluyorsunuz? FŞ)Sevgilerimden, ilişkilerimden, inandığım, ömrümü verdiğim doğrulardan destek alıyorum.
TRTde prodüktör ve yönetici olarak çalışmış Sayın Oktay Şamiloğlu konuğumuz.
Ş.A)Sayın Şamiloğlu,siz edebiyat eğitimi almış,bu alanda öğretmenlik de yapmış kişisiniz.Bu özelliğinizin TRT'de size nasıl katkısı oldu?
OŞ)TRT'ye prodüktörlük sınavını kazanarak girdim.Prödüktörlük,sağlam bir genel kültürü,araştırmacı olmayı,sürekli yenilenme gereksinimini zorunlu kılıyor.Prodüktör olarak,kendi eğitiminizi,özel ilgi ve bilgi alanınızı/alanlarınızı değerlendirmelisiniz daha verimli,yaratıcı ve başarılı olabilmek için.Ben de Türkolojı eğitimimin ve öğretmenliğimin bana kazandırdıklarından/ katkılarından yola çıkarak özellikle kültür-sanat programlarına yöneldim.Bu programlar,doğal olarak kendi içinde araştırma,bilgilendirme,eğitim ve benzeri pekçok boyutu taşımaktadır.
ŞA)Doğru,güzel,etkili konuşmanın örnek olarak sergilenmesi gerektiğini düşündüğümüz TRT gibi bir kurumda,halkın eğitimi açısından neler yapılabilir?
OŞ)TRT,kamu yayın kuruluşu olarak,öncelikle Anayasa ve yasalardan kaynaklanan görev ve sorumlulukları çerçevesinde yayın yapmak durumundadır.Nitekim,Türkçe' nin doğru,güzel ve etkili bir biçimde kitlelere ulaştırılması ve bu doğrultuda örnek ve öncü olması,Anayasal ve yasal yükümlülüğüdür TRT'nin.Bunu yaparken;sunucu,spiker,muhabir,prodüktör,genel anlamda yayıncı ve yapımcıların çok özenli olmaları gerekir.Nedeni de Türkçe'yi ,dinleyici ve izleyicilere onlar ulaştırmaktadır.TRT'nin bir yayın kuruluşu olarak amacına ulaşması,kamuya karşı sorumluluklarını yerine getirmede başarılı olması için de hazırlayıp sunacağı programlar en öemli araçtır.Kültür-sanat,edebiyat programları dışında salt dil bilincini,ana dili sevgi ve saygısını geliştirip pekiştirici programlar yapılmalıdır.Sürekli ve periyodik olarak.
ŞA)Türkçemizin özenli kullanılması için kişilere düşen görev nedir?
OŞ)Kişilere düşen görevler;Türkçe konusunda duyarlı,bilinçli olmak,ana dili sevgi ve saygısını üstün tutmak,yaşamında uygulamaya çalışmaktır.Ancak,bu, temelde ve önemli ölçüde eğitim yoluyla öğretim kurumlarında kazanılan birşeydir.Daha doğru deyişle bir süreçtir bu.Bu sürecin üstüne,kişinin kendisini geliştirmesi,yetiştirmesi için göstereceği kesintisiz çabaları eklemek gerekir.Ünlü bir yazarımızın deyişiyle:'Türkçe tılsımlı bir gibidir.Kendisini ne kadar seversen o kadar anıtsallaşır.'
ŞA)Spikerlere ve sunuculara yönelik doğru,güzel ve etkili konuşma kurslarında siz bir eğitmen olarak nelere özen gösterirsiniz?
OŞ)Türkçe konusunda sorumluluk taşıyan,örnek oluşturanların sürekli okuyup araştırmaya,öğrenmeye açık olmalarının gerekli olduğuna inanmalarını sağlamaktır esas olan kanımca.Unutmayalım ki okuma tutkusu olmayan,araştırma alışkanlığı kazanmayanların,eğitimleri, konumları ne olursa olsun öğrenimleri,öğretimleri hep yarım kalacaktır.
ŞA)Deneyimlerinizi,bu alanda ihtiyacı olan kişilere kurs vererek yansıtmayı düşünür müsünüz
OŞ)Yerleşik.yaygın kullanımıyla adı kurs,ders...diye geçse de ben,bilgi,deneyim ve gözlemlerin paylaşımı adına duyarlı,istekli insanlarla birlikte olmaktan her zaman mutlu olurum;kendi açımdan da yararlanırım böylesi beraberliklerden.Kuşkusuz, bilgi paylaşıldıkça güzeldir,anlamlıdır.Bilgi ve deneyimleri çoğaltmanın bir önemli yolu ise insanlarla bir arada olmak,iletişim,etkileşim kanallarını karşılıklı olarak kullanmaktır.Öğretirken öğrenmek, önemsenmesi gereken bir yol,bir yöntemdir.
ŞA)Ekranlardaki Türkçe kullanımı için düşüncelerinizi aktarır mısınız?
OŞ)Pekçok ekrandan topluma ulaşan/iletilen Türkçe'nin ,her geçen gün daha tanınmaz,katlanılmaz hal almasından Türkçe bilinci,duyarlığı olanların üzüntü ve kaygı duymadığını söylemek kolay olmasa gerek.
ŞA)Sizce iyi bir spiker ve sunucu nasıl olmalıdır?
OŞ)Türkçe'yi her yönüyle başarılı kullanabilmeli.Kültürlü olmalı.İlgi ve bilgisine göre belli alanlara yönelip o alanlarda yoğunlaşmalı,uzmanlaşmalı. Nitekim,haber,eğlence,müzik,kültür-sanat ve benzeri dalların her biri uzmanlaşmayı,yetkinleşmeyi,zaman içinde ustalaşmayı gerektiren alanlardır.Özetle,spiker ve sunucunun uzmanlık dalı/dalları olmalıdır.Mesleğinde,bu anlamda ilerleme yolunu seçmelidir.
ŞA)Bu güzel sesinizle bir şiir CD'si çıkarmaya ne dersiniz?
OŞ)Bir şiir CD'sine ben de katkıda bulunabilirsem bundan kıvanç duyarım.
ŞA)İstanbul ağzı desek,neler söylersiniz?
OŞ)İstanbul ağzı,Türkçe'nin yazı dilini oluşturur temel olarak.Bilindiği gibi,yazı dili,kültür dili olarak yazılan ve konuşulan gelişmiş,ölçünlü(standart) dili kapsar.Hemen her ülkede konuşma dilleri,çeşitli ağızlar olmasına karşın yazı dili tektir.Dolayısıyla yazarken,okurken,konuşurken sözkonusu ortak dil(yazı dili)kullanılır.Türkçe'nin yazı dili ise İstanbul ağzına dayanmaktadır
ŞA)Türkçe konusunda önereceğiniz kaynak kitaplar olabilir mi?
OŞ)Türk edebiyatının,dünya klasiklerinin önemli yazarları,yapıtları en temel kaynaklardır bence.Ayrıca,edebiyat-sanat dergileri;doğrudan Türkçe'nin dilsel özelliklerini anlatan kitaplar,yayınlar;Türkçe ile ilgili kurslar,seminer ve konferanslar...dilimizi etkin ve yetkin kullanmamız bakımından vazgeçilemez kaynaklardır.
ŞA)Bu güzel ve anlamlı söyleşi için çok teşekkür ederiz öğretmenim.
OŞ)Asıl ben teşekkür ederim size.Sizin gibi Türkçe'yi güzel yazıp konuşan,dahası bu yolda eğitim veren bir kişiyle Türkçe üzerine söyleşmek mutluluk vermiştir bana.Yanıtlarım,açıklamalarım söyleşi çerçevesini zorlamamış/taşmamıştır,umarım. Nükteli ve de geçerli olduğuna inanırım şu sözün:'İyi bir konuşma,güzel bir kadın giysisi gibi olmalıdır;konuyu kapsayacak kadar uzun,ilgi çekecek kadar kısa!..
Westminister manastırının bodrumunda bir Anglikan piskoposunun mezarının üstünde yazılı olan bir yazı. "Genç ve hür iken, düşlerim sonsuzken, dünyayı değiştirmek isterdim. Yaşlanıp akıllanınca, dünyanın değişmeyeceğini anladım. Ben de düşlerimi biraz kısıtlayarak, sadece memleketimi değiştirmeye karar verdim. Ama o da değişeceğe benzemiyordu. İyice yaşlandığımda, artık son bir gayretle, sadece ailemi, kendime en yakın olanları değiştirmeyi denedim. Ama maalesef bunu da kabul ettiremedim. Şimdi ölüm döşeğinde yatarken birden fark ettim ki; önce yalnız kendimi değiştirseydim, onlara örnek olarak ailemi de değiştirebilirdim. Onlardan alacağım cesaret ve ilhamla, memleketimi daha ileri götürebilirdim. Kim bilir, belki dünyayı bile değiştirebilirdim." Dünyayı değiştirmek istiyorsan bunu yapabileceğine dair inancın, değiştirerek işe başla. Bunu yapamıyorsan, kendini değiştirmeyi dene...