diksiyon kursu
boş
Ana Sayfa
Kurumumuz
İçerik
Teşekkürlerimiz
Köşe Yazıları
Kaynaklar
Kendinizi Sınayabilirsiniz
Özel İnsanlarla İletişim
Hayvanlarla İletişim
Sizden Gelenler
Basından
Lütfen İzler Misiniz?
Bir Bilgenin Önerileri
Kitap Galerisi
Sinema ve Tiyatrolar
Kurslar
Dost Siteler
TDK
Dil Derneği
Kimlik Bilgileriniz
Bize Ulaşın
Duyurular
ANKARA
İMKB 100 : 27.989
USD: 1.5285
EURO: 2.085
GBP: 2.2221
EURO / USD: 1.3635
ALTIN: 277.96
İSTANBUL Türkçesi var mıdır, sorusunun yanıtı vardır olmalı. Belki de daha doğrusu vardı, demek gerekir. Ziya Gökalp, kullanılması gereken Türkçe?nin İstanbul Türkçesi olduğunu söylemişti, bunu da Aksaray?daki hanımefendilerin konuştuğu dil diye tanımlamıştı. Bugün bazı kimseler, İstanbul Türkçesi diye bir Türkçe?nin varlığını kabul etmeyebilirler. Çünkü o dil o kadar çok değişmiştir, başkalaşmıştır ki, toplumsal değişime paralel olarak, öylesine başka bir dil çıktı ki ortaya, eskisinden eser kalmadı. Peki bu dil değişti de aynı zamanda zenginleşti mi? Bir açıdan evet, diğer açıdan hayır. Çünkü büyük şehirlerin kendine özgü dilleri, terimleri, kavramları olduğu kanısındayım. Kelimelerin telaffuzu bile başkadır. Büyük, kozmopolit İstanbul, dillerin orada yaşayanlar tarafından süzülerek kendine ait olmasını sağladı. Oysa sonradan bozuldu. * * * DÜN İngilizce?nin globalleşme yüzünden bozulduğunu, Kraliçe?nin İngilizcesi olmaktan artık uzaklaştığını yazdım. Türkiye?deki durum ne? Türk dilinin küreselleşme serüveni yaşanmadığına göre belki bizdekini ulusallaşma olarak nitelendirebiliriz. Yani büyük şehre, İstanbul?a Anadolu?dan gelenler kendi kültürlerini getirirlerken bunun dildeki karşılıklarını dile soktular. Dil hayatın, özellikle günlük yaşamın aynasıdır. Eski İstanbullu, dürümü, ocakbaşını bilmiyordu, bilmediğine göre sözlüğünde yoktu, her şeyi göçle öğrendi. Onların dili de etkiledi. Şimdi okurlarımın bazısı şöyle söyleyecektir: Eski İstanbul Türkçesi artık olmadığına göre, -bu itiraz da doğru değil, birçok eski İstanbullu hálá bu konuşma ve yazı dilini kullanmaktadır- bunun ne olduğunu nereden öğrenebiliriz. Hüseyin Rahmi Gürpınar?ı, Ahmet Rasim?i okuyun diyeceğim. Daha sonra bu okumaları Abdülhak Şinası Hisar?a kadar götürünüz. Şimdi dille yaşama biçimi arasındaki bağlantıyı göz önünde bulundurarak İstanbul Türkçesini algılamaya çalışmalıyız. Hiç kuşkusuz içinde Osmanlıca da vardır, yabancı kelimeler de sızmıştır, belki bu kozmopolit şehrin güzellikleri dilde de böyle yansımasını bulmuştur. Kendine özgü bir bileşim, gerek günlük konuşmada gerek edebiyat dilinde kendini gösterir. * * * BEN o Türkçe?yi seviyorum ve özlüyorum, belki çocukluğumdan beri alışık olmamdan, belki de dildeki zenginleşme ile bozulmayı birbirine karıştırdığımdan.
Telif Hakkı ©2006 derenay.com.[Eğitim Danışmanlık] Tüm Hakları Saklıdır.

diksiyon kursu
Bilgi Peresi
Google
boş
Bir Saat
boş
Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş.Çocuk babasına" baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?" diye sormuş.Zaten yorgun gelen adam "bu senin işin değil" diye yanıtlamış.Bunun üzerine çocuk" babacığım lütfen bilmek istiyorum" diye yanıt vermiş.Adam,"illaki bilmek istiyorsan 20 dolar" diye yanıt vermiş.Bunun üzerine çocuk, "peki bana 10 dolar borç verir misin" diye sormuş.Adam iyice sinirlenip "benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok,hadi derhal odana git ve kapını kapat" demiş.Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmış.Adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünmüş.aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş,belki de gerçekten lazımdı.Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış.Yatağında olan çocuğa "uyuyor musun?" diye sormuş.Çocuk "hayır" diye yanıtlamış."Al bakalım istediğin 10 doları,sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" demiş.Çocuk sevinçle haykırmış "teşekkürler babacığım".Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış adamın suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış,bunu gören adam iyice sinirlenerek "paran olduğu halde neden benden para istiyorsun,benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" demiş.Çocuk,"ama yeterince yoktu" demiş ve paraları babasına uzatarak "işte 20 dolar.BİR SAATİNİ BANA AYIRIR MISIN?" demiş...