diksiyon kursu
boş
Ana Sayfa
Kurumumuz
İçerik
Teşekkürlerimiz
Köşe Yazıları
Kaynaklar
Kendinizi Sınayabilirsiniz
Özel İnsanlarla İletişim
Hayvanlarla İletişim
Sizden Gelenler
Basından
Lütfen İzler Misiniz?
Bir Bilgenin Önerileri
Kitap Galerisi
Sinema ve Tiyatrolar
Kurslar
Dost Siteler
TDK
Dil Derneği
Kimlik Bilgileriniz
Bize Ulaşın
Duyurular
ANKARA
İMKB 100 : 27.989
USD: 1.5285
EURO: 2.085
GBP: 2.2221
EURO / USD: 1.3635
ALTIN: 277.96
Fazıl Hüsnü Dağlarca, "Şiirlerimde biraz kendimi arıyorum. Şiir, başlı başına bir gramerdir. Gençlere bunu seve seve açıklıyorum. Bu dilin gramerini hep yaşatsınlar, kullanırken Türklüklerine şükretsinler" dedi

Bugüne dek yazdığı şiirlerin sayısı 30 bini aşan, 100'ü aşkın kitabı bulunan 91 yaşındaki Türk şiirinin çınarı Fazıl Hüsnü Dağlarca, Vehbi Koç Ödülü'nü aldığı önceki gece, bunca yıl şiir yazabilmesinin gizini açıkladı. Şiirin bir gramer mucizesi olduğunu kaydeden Dağlarca, "Bunca yıldır şiir çalışmamın gizi budur" dedi.
Dağlarca, ödül gecesinde sahneye tekerlekli sandalyeyle geldi. 75 yılı aşkın bir zamandır şiir yazan Türk şiirinin yaşayan en önemli temsilcilerinden Dağlarca, ödülünü aldıktan sonra sahneden inmeyip tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter'in şiirleri üzerine yönelttiği, "Siz kendinizi nasıl tanıtıyorsunuz?" ve "Siz, sizin içinde kimsiniz; sizin şiiriniz kim?" sorularını da içtenlikle cevapladı.
Şiirlerinden hangisi olduğunu seçemediğini söyleyerek konuşmaya başlayan Dağlarca, "Çok şiir çıkartmamın nedeni de budur. Biraz kendimi aramamdır. Şiirlerim bana benim kadar yakın, benim kadar uzaktır" dedi.

Türklüğe şükran
Geceleri çoğu zaman uyuyamadığını, başka bir yaşamın kendisini çağırdığını duyarak uyandığını ifade eden Dağlarca, bu yaşamın da şiir olduğunu söyledi. Şiirin, bütün ülkelerin ilk sesi olduğunu vurgulayan Dağlarca, "Türkiye'ye gelince iş değişiyor, çünkü ülkemiz kendi dilinden uzun süre yoksun bırakılmıştır. Çünkü Arapça, Farsça ile uzun süre eğitim gördüğümüz için, gerçek yaratıcılığına ulaşamamıştır" diye konuştu.
Şiiri bir "gramer mucizesi" olarak nitelendiren Dağlarca'nın, "Şiir başlı başına bir gramerdir. Bu gramerden biraz faydalansalar, çok büyük anlamlara ulaşabilirler. Bunca yıllık şiir çalışmamın gizi budur. Gençlere bunu seve seve açıklıyorum. Bu dilin gramerini hep yaşatsınlar, kullanırken Türklüklerine şükretsinler" sözü alkış aldı.
Kenter'in, "Tiyatro yazmayı hiç düşünmediniz mi?" sorusuna Dağlarca, şu yanıtı verdi: "Düşünmedim, çünkü korktum. Ben kendi piyesimi kendim oynamak isterim."


Talat Sait Halman, "Aşk şiirlerinin gücü pek az şaire nasip olmuştur" diyerek, Dağlarca'dan aşağıdaki dizeleri okudu:

Akdeniz enginlerde kararmaktadır
Ama
Ben
Öyle maviyim ki.
Akdeniz bir gitmişlikle eski, uzak, ama
Ben
Sahibi gibiyim yıldızların.
Akdeniz seni bir daha yaratamaz
Ama ben
Seni bir daha sevebilirim
......................
İyice düşün bu bütün yaşamamızdır.

Eski Bakan Halman'dan Dağlarca'ya övgü
Şiir tarihimizin tanrısal varlığı


Ödül jürisi Başkanı Talat Sait Halman, Vehbi Koç Vakfı ödül töreninde özetle şu konuşmayı yaptı:
"Tanrıyla Ben" başlıklı dörtlüğünde Dağlarca diyor ki:
"O
İşinin ozanı
Ben tanrısıyım
İşimin".
Günümüzün, cumhuriyetimizin, şiir tarihimizin tanrısal bir varlığı, Fazıl Hüsnü Dağlarca'dır. Türk şiirinin mutlu talihini ve tarihini kutluyoruz bugün. Sayın Dağlarca edebiyat dünyasına girdiği yıllardan başlayarak, daima kendine özgü bir şiir estetiği yarattı ve yaşattı. Denebilir ki hiçbir şairden ve edebi akımdan etkilenmedi, hep özgündü; şairliği her zaman kendine özgü oldu.
Bence Dağlarca çağımızın önde gelen dünya şairlerinden biridir.
Türkiyeli bir şair olmasaydı, aynı şiirleri Fransızca, İngilizce, İspanyolca gibi Batı dillerinde yazmış olsaydı çoktan Nobel armağanını kazanmış olurdu ve Nobel'e onur getirirdi. Aslında Dağlarca Nobel'e ihtiyacı olmayan evrensel bir şairdir.

Yazar Batur, ödül gerekçesini kaleme aldı
Yeni bir şiir dili oluşturdu

Jüri üyesi yazar Enis Batur, jüri adına ödül verme gerekçesini şöyle kaleme aldı:
"Fazıl Hüsnü Dağlarca, Türk şiirinin yaşayan en önemli temsilcisi hiç kuşkusuz. Dağlarca'nın asıl gücü, şiirinin niteliğinden, niteliklerinden geliyor; 1940'lı yıllardan başlayarak Türkçenin şiir dilini, üslubunu birinci dereceden etkileyen bir yapıt kurmuş olduğunu kabul etmek gerekir. 'Çocuk ve Allah' gibi bir 'erken başyapıt'ın yeni Türk şiirinin bütün güzergâhını etkilediği göze çapar. Evren, doğa, insan türü klasik temalara, kişisel şiir diliyle hem modern bir eksen yaratmış, hem de alabildiğine özel bir kozmoloji kurmayı başarmıştır. Öte yandan, Dağlarca'nın, ulusal tarihin bilincini ön planda tutan bir epik anlayış geliştirmesinin yanında, çağının gözü açık bir tanığı kalmış olması da yabana atılamayacak özelliklerinin başında gelir. Son olarak, yeni bir şiir dili oluştururken ulaştığı sonuçların, çevrildiği farklı dillerde de Dağlarca'nın özgünlüğünü yansıttığını vurgulamalıyız. Ödüle adayların ön sırasına Dağlarca'yı yerleştirmek, yerinde bir seçim olacaktır."
Telif Hakkı ©2006 derenay.com.[Eğitim Danışmanlık] Tüm Hakları Saklıdır.

diksiyon kursu
Bilgi Peresi
Google
boş
Bir Saat
boş
Adam yorgun argın eve döndüğünde beş yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş.Çocuk babasına" baba bir saatte ne kadar para kazanıyorsun?" diye sormuş.Zaten yorgun gelen adam "bu senin işin değil" diye yanıtlamış.Bunun üzerine çocuk" babacığım lütfen bilmek istiyorum" diye yanıt vermiş.Adam,"illaki bilmek istiyorsan 20 dolar" diye yanıt vermiş.Bunun üzerine çocuk, "peki bana 10 dolar borç verir misin" diye sormuş.Adam iyice sinirlenip "benim senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok,hadi derhal odana git ve kapını kapat" demiş.Çocuk sessizce odasına çıkıp kapısını kapatmış.Adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünmüş.aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş,belki de gerçekten lazımdı.Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış.Yatağında olan çocuğa "uyuyor musun?" diye sormuş.Çocuk "hayır" diye yanıtlamış."Al bakalım istediğin 10 doları,sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" demiş.Çocuk sevinçle haykırmış "teşekkürler babacığım".Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış adamın suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış,bunu gören adam iyice sinirlenerek "paran olduğu halde neden benden para istiyorsun,benim senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" demiş.Çocuk,"ama yeterince yoktu" demiş ve paraları babasına uzatarak "işte 20 dolar.BİR SAATİNİ BANA AYIRIR MISIN?" demiş...